Yıl 2250. Dünya yok olmak üzereydi. İnsanoğlu çığrından çıkmış, tüm ağaçları kesmiş, tüm oksijeni bitirmişti. Dünyadaki insanların bir çoğu ölmüştü. Kalanlar ise oksijen maskesi ile yaşam mücadelesi veriyordu. Bu zorlu şartlar altında yaşamayı başaran çok az insan vardı. Onlardan birinin adı ise Mustafa idi. Kendisi 17 yaşındaydı. Ancak yaşadıklarının verdiği olgunluk ile henüz o yaşta çok büyük başarılar elde etmişti. Her şey onun için çok normal geçmişti. Her ne kadar dünya yok olmak üzere olsa da onun hayatı tekdüze idi. Ta ki o güne kadar…
Aylardan Temmuz, günlerden Çarşambaydı. Mustafa, yine her zamanki gibi dışarı çıktı. Yakınlarında bulunan bir harabenin etrafında gezinecekti. Bu harabe, sanki bir canavarı andırıyordu. Camları kırık ve yere dökülmüş, çatısı içeriye çökmüş, evin içinde türlü türlü böcekler vardı. Buna ragmen Mustafa, orada gezinmek için yola çıktı. Her şey normal gidiyordu. Birden nereden geldiğini anlamadığı garip bir ses duydu. Bu ses, daha önce duyduğu hiç bir sese benzemiyordu. Ne olduğuna anlam veremedi. Korkmuştu. Evine dönmek istiyordu. Ancak birden etrafı karardı. Her taraf kapandı. Mustafa, adeta ölümü bekler vaziyette yere çökmüştü. Ne olacağını merak ediyordu. Birden altındaki zemin çöktü. Mustafa da içine düştü. Neyse ki düştüğü yer çok derin değildi. Etrafında renkli renkli aletler, sağında büyük bir aslan kafası ve solunda da bir merdiven vardı. Kendisi bunların hiç birine anlam veremedi. Ancak odadaki bir detay dikkatini çekmişti. Aslan kafası, hareket edebiliyordu. Mustafa da bu kafayı hareket ettirdi. Arkasında bir kağıt ve üzerinde bilmediği bir dilde yazılmış harfler vardı. Mustafa, her ne kadar şifreyi çözmeye çalışsa da hiç bir şey anlamadı. Her şey ona çok anlamsız geliyordu. Kendisini, hiç bilmediği bir dünyada gibi hissediyordu. Kağıdı tekrar yerine koydu. Koyarken orada sadece kağıt olmadığını farketti. Bir tane de kol vardı. Kolu çekti. Bir anda bulunduğu ortam aydınlandı. Mustafa, artık etrafı daha net görebiliyordu. Işıkları açtıktan sonra yerde garip çizgiler olduğunu farketti. Bu çizgiler, ışık açıkken belli değildi. Çizgiler, çoğunlukla yamuk ve garipti. Birden aklına odada bulunan renkli aletler geldi. Belki de bu aletlerden birkaçı, buradaki gizemi çözmesine yardımcı olabilirdi. Kendisi bu aletlerden en yassı olanını aldı. İki ucu açık bir oka benziyordu. Başında, küçük ve renk değiştirebilen bir fener vardı. Bundan sonra bu garip alet ile yerdeki gizemi çözmeye çalıştı. Ancak aleti yaklaştırdıkça o çizgiler gidiyordu sanki. Birden aklına bu şifrenin ışık ile alakası olabileceği geldi. Hemen ışığı kapattı. Bundan sonra, yerde neon renkli bazı çizgilerin belirdiğini farketti. Bu çizgiler çok parlak değildi. İlk başta farkedilmesi imkansızdı. Bundan sonra karanlıkta ve aydınlıkta ortaya çıkan çizgileri birleştirdi. Birleştirince ortaya anlamsız sembollerden oluşan bir şey çıktı. Ancak ortasındaki C ve J harflerini anlamamak mümkün değildi. O da haliyle sadece bu harfleri görebildi. Bir süre sonra aklına bu ışığın rengini değiştirebileceği geldi. Neticede teknoloji çok gelişmişti ve bu şifreyi farklı ışıklarda görünecek şekilde şifrelemek mümkündü. Bundan sonra tek tek ışıkların rengini değiştirdi. Ve ortaya C ve J harflerinden farklı olarak, A, J,C,F,L,M ve F harfleri ortaya çıktı. Acaba bu şifre ne anlama geliyordu…
DEVAM EDECEK