“O” ÇOCUĞUN PARADOKS DOLU HİKAYESİ

Yeni bir yazı paylaşmayalı 8 gün olmuş. Açıkçası ertelediğimin ben de farkına varamıyorum bazen. Her neyse.

Bugün sizlerle boş vaktimde yazdığım bir hikayeyi paylaşacağım. Umarım okurken sizler de zevk alırsınız. Açıkçası uzunca bir süredir bu sitede hikaye paylaşmak istiyordum. Boş vakit de vesile oldu bu isteğime. Her neyse, iyi okumalar.

Zamanın birinde, evinden çıkamayan, evden çıkmaya pek gücenen bir çocuk vardı. Bu çocuk, genelde dışarı çıkmıyor, çıktığında da çok kısa süre dışarıda kalıyordu. Bir gün yine nadir olarak dışarı çıktığı zamanlardan birindeydi. Dışarıdaydı. Arkadaşları ile oyun oynamak istiyordu. Ancak oynayamadı. Birden gözleri karardı. Gördüğü son şey ise bir kurukafa sembolü oldu. Gözlerini açtığında çok karanlık bir odadaydı. Odanın bir tarafı aydınlık, bir tarafı karanlıktı. Ayağının altında yumuşak bir doku vardı. Daha sonradan bunun bir insan iskeleti olduğunu anladı. İrkildi. Bundan sonra etraf birden aydınlandı. Beş uzun boylu adam yanına geldi ve onunla anlamadığı bir dilden konuşmaya başladı. O ise buradan kurtulma derdindeydi. Birden ayaklandı ve hızlıca koşmaya başladı. Bilmiyordu, neden buradaydı, ne yapmıştı, nasıl kaçacaktı. Tek istediği buradan kurtulmaktı. Hızlandıkça hızlanıyor, arkasına bakmadan koşmaya devam ediyordu. Birden tuzağa düştü. Düştüğü bu yerde, irili ufaklı bir sürü taş vardı. Oda loştu. Işığın nereden geldiğini bilmiyordu. Aniden odada bir hareketlenme oldu. Oda aydınlandı. Bir insan ayağa kalktı. Çocuk irkilmişti.

-S..Sen de kimsin?

-Ben senin kayıp arkadaşınım evlat..

-Nasıl yani?

-2005’te, ailen sen doğmadan önce benimle çok fazla ilgileniyordu. Her zaman benimle oynuyor, benimle geçiniyordu. Her şey bir anda oldu.

-Anlatır mısın?

Bir zamanlar…

Ailemin adı “Ali Deniz” olan bir arkadaşı vardı. Ailem bu arkadaşlarıyla pek sıkı fıkıydı. Yedikleri şeyler ayrı gitmezdi, sabah onunla uyanıyor, akşam onunla uyuyorlardı. Bir gün Ali Deniz, onu odasında yakaladı. O zamanlar çok gizemli bir icat ile uğraşıyordu. Ali Deniz, onu o icatla uğraşırken bulunca bana, yani kayıp arkadaşına sordu:

-Bu nedir?

-Söyleyemem.

-Peki..

Korkmuştum. Çünkü peki derken çok sinirliydi. Elinden bir kaza çıkacak diye korkmaya başladım. Çünkü Ali Deniz, çok güçlüydü. Günün birinde yine odamda icadımla uğraşıyordum. Birden odada bir ışık yanıp sönmeye başladım. Neler olduğunu anlayamadım. Elektrikler kesikti. Telefon ışığı altında zar zor uğraşıyordum. Birden yatağının altından bir ses geldiğini farkettim. Yatağın altına baktım. Bundan sonra gözlerime inanamadım. Orada çok büyük bir çukur vardı. Yaşım gereği, hemen merak etmeye başladım. Anneme babama söyleseydim, hemen polisi arayacaklardı. Ancak ben, bunun Ali Deniz ile bir alakası olduğunu biliyordum. Bu yüzden polisin bile bu adamı durduracağını zannetmiyordum. Bu nedenle çukurun içine girdim. Burası aslında çok karanlık bir tüneldi. Yatağın altına bakarken farkedememiştim. Tünele girip ilerlemeye başladım. Tünelin içi aydınlıktı. İlk başlarda çok dardı, ancak sonra iki kişinin birden geçebileceği bir büyüklüğe geldi. Tünelin ortalarına doğru geliyordum. Ancak çok yorulmuştum. Bir su sebili görür gibi oldum. Su içmek için yöneldim. Su içtikten sonra orada gizli bir basamak olduğunu farkettim. Şüphelendim. Basamağı açtım ve buranın bir merdiven olduğunu farkettim. Merdivenden yavaşça inmeye başladım. Orada Ali Deniz ile karşılaştım.

-Ne oldu, yine bana döndün ha?

-Açıkçası seni burada göreceğimi hiç tahmin etmemiştim.

Ali Deniz, birden gülmeye başladı. Güldü, güldü, güldü. Neden güldüğünü anlayamamıştım. Hayal ile gerçeği ayırt edemiyordum. Birden arkamda beni kovalamak üzere hazırlanan üç tane aslan gördüm. Bu aslanlar da neyin nesi? Demeye kalmadan koşmaya başladım. Ali Deniz’in gülme sesi hala kafamda çınlıyordu. Birden uyandım. Uyandıktan sonra keşke uyanmasaymışım dedim. Çünkü bir ateşin üzerine düşmek üzereydim. Parmak boyunda bir iple tutuluyordum. Ali Deniz ise etrafta görünmüyordu. Bağırmaya başladım.

-Yardım edin!

Ancak sesimi kimse duymuyordu. Ya da ben öyle zannediyordum. Sesimi duyan Ali Deniz, hemen ateşin başına geldi.

-Vay,vay,vay.. Kimler gelmiş buraya?

-Benden ne istiyorsun?

-Sadece icadını bana ver!

-Tamam, o zaman senin ipini kesiyorum! İyi ateşler!

Ölmek üzere olduğumun farkındaydım. Ancak içimden bir ses o aleti vermemi istemiyordu sanki. Bir yandan da ateşe düşmek üzereydim. Birden…

DEVAM EDECEK

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın