Adım Ahmet Sümbüllütekin. 27 yaşındayım. Bir araba tamircisiydim. Tamir ettiğim bir arabanın sahibinin adı büyük suçlara karıştı. Ben de onun suç ortağı olduğum şüphesiyle gözaltına alındım. Yanlış yargının sonucunda da hapse düştüm. Bir gün, hapishanede otururken aklıma çılgınca bir hapisten kaçma planı geldi. Bunlar da, hapishaneden kaçarken yaşadığım maceralarım.
…
Bu sabah havada gizemli bir esrar vardı. Havaya sanki karanlık bir hüzün çökmüş, herkes ölü gibiydi. O sabah yaşanacak olaylardan kimsenin haberi yoktu. Birden hapis arkadaşım Kerem çok tuhaf bir fikir attı ortaya.
-Acaba şu gardiyanları nöbetteyken bayıltsak mı?
Tüm hapistekiler buna gülmüştü. Bense bu teklifi düşünmeye başladım. Hapishanenin klinik bölümünde küçük bir delik vardı. Sanki içinde bir poşet var gibiydi. Fakat içindekileri tam göremiyordum, çünkü delik çok küçüktü. Merakımdan o deliğe kırmaya ve içindekini görmeye karar verdim. Ancak duvarlar çok sağlamdı ve orayı kırmak için bir çekice ihtiyacım vardı. Bir anda aklıma hapishane’nin bir bölümünün tamir edildiği geldi. Belki orada çekiç veya benzeri bir şeyler bulabilirdim. Tam oraya doğru giderken yemekhanede bir kavga çıktığını gördüm. Kavga cılız ve şişman olan iki kişi arasında yaşanıyordu. Merak edip yanlarına gittim. Tam ne oluyor demeye kalmadan güçlü olanın masayı kırdığını farkettim. Bir anda yemekhaneye tüm gardiyanlar geldi. Ben de fırsat bu fırsat diyerek tamir bölümüne doğru yol aldım. Oradan aldığım çekiçle klinik bölümündeki deliğin olduğu yeri kırdım. Burada küçük bir poşet olduğunu farkettim. İçinde narkoz benzeri sıvı bir madde vardı. Biraz daha inceleyince bunun narkoz olduğunu farkettim. Fakat her tarafta kameralar vardı. Ben de bu poşeti nasıl alacağımı düşünmeye başladım. Bir anda gardiyan sesleri duydum. Buraya doğru geliyor olmalılardı. Kapının arkasına saklanarak beklemeye başladım. Gardiyanlar gelir gelmez de çevik bir hareketle poşeti aldım ve içindeki narkozla iki gardiyanı da bayılttım. Narkozu alır almaz alarm çalmaya başladı. Hapishane Müdürü yanıma gelerek bana silah doğrulttu. Hızlı bir hamleyle silahı elinden almayı başardım. Bu sefer şanslıydım. Ancak tüm hapishane yönetimi başıma toplanınca bir anda ne yapacağımı şaşırdım. Bundan sonra gardiyanlardan kaçmaya başladım. Bir anda hepsi bana ateş açmaya başladılar. Yukarıda küçük bir havalandırma deliği vardı. Jimnastik yeteneklerimi de kullanarak hızlı davranıp oraya atladım ve deliği kapattım. İçerisi çok karanlık ve dardı. Sürünerek ilerlemeye başladım. Ancak çok zor ilerleyebiliyordum. Bundan sonra aklıma müdürün odasında da böyle bir delik olduğu geldi. İki deliğin de birbiriyle bağlantılı olma ihtimali vardı. Ben de bu ihtimali göz önüne alarak ilerlemeye devam ettim. Tahminlerimde yanılmamıştım. Genel Müdür odasının olduğu yere gelmiştim. Hemen havalandırma deliğini açtım ve içeriye atladım. Bu odayı hiçbir kamera görmüyordu. Arkadaki çıkış kapısından geçmek için sadece bir anahtara ihtiyacım vardı. Çok geçmeden odada bu anahtarı buldum. Ancak bir anda yanıma hapishane arkadaşlarımdan üçü geldi.
-Siz buraya nasıl geldiniz? Diye sordum.
Onlar da:
-Sen şimdi bizim buraya nasıl geldiğimizi bırak, nasıl kaçacağız onu söyle dediler. Ben de onlara anahtarı bulduğumu ve arka kapıdan çıkabileceğimizi söyledim. Ancak ben onlarla konuşana kadar diğer gardiyanlar bizi farketmişti. Bir anda öleceğimizi düşünmüştüm. Ancak müdür odasındaki çekmecenin içinde bir çakmak buldum. Cebimdeki narkozu yaktım ve kapıyı açarak kaçmayı başardım. Sonra bir motor buldum ve buna atlayarak ilerlemeye başladım. Bakalım başıma neler gelecekti.
DEVAM EDECEK